Patent’in Rekabetteki Gücü

Adım Patent - BLOG - Patent’in Rekabetteki Gücü
patent teknoloji

Günümüzde Ar-Ge ve İnovasyon, rekabet için en etkili kaçış yolu. Modern toplum ve dayatılarının etkileri, hızla ilerleyen teknoloji, yapay zekânın hayatımızdaki giderek büyüyen yeri gibi etkenler rekabet edebilmek için yenileşmek zorunluğunu doğuruyor. Teknolojinin hayatımızdaki yarattığı hızlı değişim ve insanların buna ayak uydurması ticaretin hızla farklı mecralara kayması ticari gücün tekel olma isteği doğurması inovasyonu dolayısıyla da patenti zorunlu kılıyor.

Mevcut teknolojilerin geliştirilmesi için AR-GE çalışmalarının artarak devam etmesi gerekir. Kobilerin, büyük hacimli işletmelerin, kamu kurumlarının, üniversitelerin AR-GE çalışmalarına ayırdıkları bütçelerin artması inovatif çalışmaların artmasına etki eden en önemli faktör konumundadır. Kamunun AR-GE merkezlerine ayırdığı fonlar her geçen yıl artış göstermekte bu da AR-GE merkezlerinin sayısında artış sağlayarak reel ekonomiye dönüşmektedir. AR-GE merkezlerinin sayısındaki bu artış inovatif çalışmaların artışına katkı sağlamakla birlikte yeni bir mühendislik kültürünün gelişmesine de ışık tutmaktadır. İnovatif çalışma kültürü ile yetişen bu yeni nesil mühendisler geçmişteki geleneksel buluş yapma metodundan (Edison’un ampulü binlerce denemeden sonra bulması gibi) sıyrılarak daha düşük maliyet ve daha kısa sürelerde buluş yapabilme kabiliyeti edinmişlerdir.

Patent veri tabanlarını kullanarak mevcut teknolojinin hangi noktada olduğunu tespit etmek, kendi teknolojilerinin, mevcut teknolojinin hangi noktasında durduğunu analiz etmek, kendi teknolojisini mevcut teknolojinin ötesine taşımak için TRIZ (Yaratıcı Problem Çözme Teknikleri) gibi yöntemleri kullanmak hızlı ve güvenilir buluş yapma kültürünün çıktılarıdır. Bu yeni nesil buluş yapma yöntemleri zaman, Ar-Ge Maliyetleri, gelişen teknolojinin gerisinde kalmak gibi birçok olumsuzluğu azaltan ve doğru sonuca giden en kısa yoldur. Bu kısa yol ise; günümüz ticari dünyasındaki rekabet gücünün en önemli etmenidir.

Bu rekabet gücünün sürdürülebilir olması tekel hakkının elde tutulabilmesi ile sağlanabilir. Tekel olabilmek için ise patent belgesi ile sağlanabilmektedir. AR-GE ve inovatif çalışmaların çıktıları çoğunlukla yenilik barındırır. Bu yenilik noktalarının rekabet gücünü sağlaması ve sürdürülebilirliğin kalıcı olması da patent ile sağlanır.

AR-GE merkezlerine yapılan yatırımlar kısa sürede etkisini göstererek patent sayılarına yansımaya başladı. 2016 ve 2017 yılında başlayan patent sayılarındaki artış 2018 yılı patent/faydalı model başvurularında da kendini göstermiş olup, önceki yıllara oranla ciddi bir artış göstermiştir. Diğer ülkelerdeki patent sayılarındaki artış göz önüne alındığında bu konuda henüz istenilen seviyede olmadığımız aşikâr olsa da yakalanan ivmenin sürdürülebilir olması çok önemlidir.

Küçük ölçekte bakıldığında patent alınması şirketlerin rekabet gücü ve ticaret gücünü sağladığı düşünülse de büyük ölçekte ülke ekonomisine yaptığı katkı yadsınamaz. Patentler dolaylı yoldan ülke ekonomisine ihracat girdisi sağlar ve buna mukabil ithalat girdilerinin ve işsizliğin de azalmasına katkıda bulunurlar.

1970 li yıllarda kendi sektörüyle rekabet eden kurumlar 5 firma ile rekabet içinde bulunurken günümüzdeki firmalar ortalama 100 firma ile rekabet etmektedir. Pastadaki payın bu denli küçülüyor olması firmaların hayatta kalmalarını zorlaştırmakta iken tekel olmak gibi önemli bir gücün patentle sağlanması kuvvetli bir ayrıcalıktır. Ayrıca, ulusal alanda patent başvurusu yapmak ülke içindeki teknolojik yarışa dayanarak, teknolojik gelişmeyi desteleyecek ancak yeterli olmayacaktır. Küresel rakiplere karşı da aynı ayrıcalıkları elde tutabilmek için uluslararası patent koruması gereklidir. Günümüz teknolojisi göz önüne alındığında bilgiye erişmek oldukça kolay ve taklit edilebilirlik çok mümkündür. Bu gibi hak kayıplarını önlemenin mutlak yolu, ulusal ve  uluslararası patent haklarını elde etmekten geçer.  Bu işlemlerin yürütülmesi noktasında uzman danışmanlığı doğru kurumlardan almak, atılacak ilk ADIM olup, hem koruma kapsamının doğru belirlenmesi hem de süreçlerin sağlıklı yürütülmesi için büyük önem taşımaktadır.

Belirtilen veriler ve değerlendirmeler göz önüne alındığında bilgi üreten firmalarımızın ürettikleri bilgileri korumaları, ülke ekonomisine katkı sağlamaları, ürettikleri bilginin başkaları tarafından kullanımını engellemeleri ancak patent başvurusu yapmaları ile mümkündür.

Patent ve Marka Uzmanı

Seval YILMAZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize Ulaşın